Nefes | ekolay > Sinema

SEANSLAR
Nefes
Nefes

Ali Ulvi Uyanık/ sinema.ekolay 19.10.2009

Ortalama 5 puan

Ölüm doğaldır. Genç bir insanın öldürülmesi ise değildir...


Filmle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız!

Ölüm doğaldır. Genç bir insanın öldürülmesi ise değildir; asla kabul edilemez… Hele bir de bu genç insan, bu delikanlı, anasından, babasından, bacısından, yavuklusundan, karısından, çocuklarından, sıcak yuvasından, sevdalarından, umutlarından, düşlerinden, “seni seviyorum” diyememenin mahcubiyetinden uzakta, bir dağın yükseklerinde öldürülmüşse hiç doğal değildir. Çok ağırdır, çok!

Peki neden? Genç adam, neden o dağda öldürülür, neden son nefesini vermek zorunda kalır? Çünkü sınırların gözükmediği engin gökyüzünün altında, sınırların çizilmiş ve görünür olduğu o toprak parçasındaki bayrağın, dalgalanmasına –soğuk ve rüzgârdan yıpransa da- her daim devam etmesi gerekmektedir! Başka genç insanlar onu öldürür; o da onları… Ama her genç ölüm ağırdır be! Yukarıya, gökyüzündeki bulutların arasına karışmak çok basit, anlıktır; ıslık gibi sesten sonra kafana yediğin bir kurşunla hemendir! Bunu bilmek, katlanmak zordur, dayanılmazdır. Ve bunun engellenmesi şarttır!

"Nefes", 1993 yılında Güneydoğu’da, sınıra yakın bir dağ karakoluna götürerek bizleri ve o soğuğu içimize işleterek yumruk atıyor; en gerçekçi biçimde koyu dramın içine çekiyor. Her an ölmeye hazır (çoğu da hazır olmayan) genç insanların, aynı vatandan başka ölmeye hazır genç insanlarla savaşmasının dayanılmaz ağırlığını içinize oturtuyor. Orada, içinizde kalması için! Orada kalsın bu ağırlık, kalsın ki, daha duyarlı olalım. Biz büyük kentlerde konforumuzu muhafaza ederek yaşarken, olaylar yayılmasın, tepemizde bir şeyler patlamasın diye ölen evlatları unutmayalım.

Biliyorsunuz, gelişmiş ülkeler semirdikçe semirip, bir yandan müthiş silah satışları gerçekleştirirken, diğer yandan da o silah satışlarından, milli gelirler vasıtasıyla pay alan demokrasi ve özgürlük kahramanları(!) sözcüleri vasıtasıyla diğer ülkeleri düzenlerler. Bu sözcüler, genç insanların ölümlerini –nedense- gündeme pek getirmezler. Ateşler düştükleri yerleri yakarlar sadece. Fakat ayrım yapmadan, her genç insan ölümünden sessiz çoğunluk etkilenmektedir. İşte bu film, o sessiz çoğunluğun sesi, gözyaşları, ağıtı.

Bir yüzbaşının komutanlığında , ‘görünmeyen diğer grupla’ sıcak teması bekleyen genç yürek atışlarını, tüm coşkuları, sevgileri, üzüntüleri, özlemleri, korkuları, neşeleri ile yakınımızda hissettiren yönetmen Levent Semerci’nin başarısı olduğu kadar bir yapım başarısı da “Nefes”. Uzun çekim süreleri… Çok doğru bir kararla, iki dizi arası film çeken oyunculardan değil, duygudaşlık kurulmasını kolaylaştıracak tamamen yeni yüzlerden bir kadronun oluşturulmuş ve bu kadro ile yönetmen arasındaki etkileşim için gerekli koşulların yaratılmış olması, Türkiye’de pek rastlanmayan bir yapımcı bakışıdır. Bu olanakları sağlayanları kutlarız.

Filmdeki gelişmeler ve ruhsal çalkantılara koşut simgesel anlamlar yüklenen engin semadaki bulut hareketleri, dijital tekniklerle doğru kullanılmış. Kurgu akılcı ve etkili; karakterleri tanıtmada yeterli… Ancak tek itirazım, planların biraz daha ayıklanabileceği yönünde. 128 dakika, pekâlâ bir on dakika kısaltılabilirdi. Böylece örneğin saldırı anında gereksizce uzatılan terör grubu liderinin gölgesi ya da ciddi sarsıntı geçiren asker, daha çarpıcı olurdu.

“Nefes”, eminim ki, tartışma yaratacak, militarist falan bulunacak. Benim önerim giden seyircinin, tüm kimlik bilgilerini vestiyere bırakarak, duyguları çırılçıplak gitmesi. Salt insan olarak… O kadar!

Ali Ulvi Uyanık/ sinema.ekolay

Filmle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız!



Paylaş:
Arkadaşına Gönder: ekolay
Bu habere henüz yorum yapılmadı.
 1942
 ADnet Reklamları