11 e 10 Kala - ekolay > Sinema

SEANSLAR
11 e 10 Kala
11 e 10 Kala

Sevin Okyay / sinema.ekolay 29.09.2009

Ortalama 4 puan

Severek izlediğim “11 e 10 Kala” konusunda tek bir itirazım var...


Filmle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız!

Pelin Esmer’in, şu sıralarda San Sebastian Festivali’ne katılan çok ödüllü filmi bu hafta gösterime giriyor. “11 e 10 Kala”, yönetmeninin ilk uzun metrajlı kurmaca filmi.

İstanbul Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü, Adana Altın Koza’da ise En İyi Film ve Senaryo ödüllerini aldı ki, Esmer böylece senarist olarak da ödüllendirilmiş oldu. “11'e 10 Kala" şu sıralarda da, 57. San Sebastian Film Festivali’nde. Hem ana yarışma bölümünde Altın İstiridye için yarışıyor, hem de Zabaltegi Yeni Yönetmenler yarışması bölümünde yer alan ilk Türk filmi oldu.

Ben Esmer’in ilk belgesel filmi “Koleksiyoncu”yu görmedim, onu “Oyun” belgeseliyle tanıdım. Meramını çok iyi anlatan, hayat dolu, her şeye rağmen umutlu, iyi bir filmdi. Zaten sadece Türkiye’de değil pek çok yabancı ülkede de beğeniyle karşılandı, pek çok ödül aldı. “11 e 10 Kala” ise, “Koleksiyoncu” meselesine geri dönmüş, onun kahramanı olan Mithat Esmer’in hikâyesini geliştiriyor. Mithat Bey, yönetmenin amcası, tutkulu bir koleksiyoncu. Gerçekten de unutulmaz bir koleksiyonu var. Esmer, ilk filmin ortaya attığı soruların cevabını bulmak için “11 e 10 Kala”yı yapmış.

Mithat Bey, Emniyet Apartmanı’nın dördüncü katında oturuyor. Dairesinin neredeyse tamamını koleksiyonu kaplıyor. Bu öyle usullü, düzenli, disiplinli bir koleksiyon değil. Her şeyi toplamış yıllar boyunca: gazeteler, dergiler, muhtelif evraklar, konuştuğu insanların sesleri... Yığınların arasında kendine küçük koridorlar yapmış, onlarda dolaşıyor. Hepsinin yerini biliyor, eve sığmayanları deposunda saklıyor. Emekli bir memur, yaşı da hayli ilerlemiş ama, mutlu bir hayatı var. Karısını bile koleksiyonu için feda etmiş. Kızkardeşi ve çıkarcı yeğenine (Tayanç Ayaydın) rağmen, kendi rutininden çıkmayarak, koleksiyonu ile kucak kucağa yaşamaktan hoşnut. Esmer’in deyişiyle, karaktere esin kaynağı olan amcası gibi, “koleksiyonunun talep ettiği belli bir düzene alışmış bir koleksiyoncu.”

Ali’ye gelince, o da Emniyet Apartmanı’nın kapıcısı. Daracık bölmesinde kendi başına yaşıyor. Bir şeyleri hızla atıştırırken, TV’de dizi izliyor, bir iş istediler mi de hemen koşuyor. Kendi hayatını yaşamaktan aciz durumda, kapıcı dairesindeki rutubet yüzündün kızı astım olmuş. Onu köyüne göndermiş. Şimdi tek hedefi, apartman sakinlerinin taleplerini yerine getirmek. Ne var ki, o sakinler, Mithat beyin koleksiyonundan korkuyorlar. Öyle ya, evi yıkabilir bile. Endişelerini de, Ruhi Bey (Savaş Akova) dile getiriyor. Bu çok gerçekçi bir tespit, çünkü merhum koleksiyoncu arkadaşımız Naki Turan Tekinsav da hep benzer şikayetlerle karşı karşıya kalmıştı.

Belediyeye “çöp ev” şikayeti yapılınca, Mithat Bey, koleksiyonunu kutulamak için evde kalıyor. Günlük gezmelerini, görevlerini Ali’ye devrediyor. Gazeteciye, lokantaya, tamirciye, sahaflara Ali uğruyor artık. Koleksiyonda tek bir şey bile eksik olsa, Mithat Bey nasıl İstanbul’un en ücra köşelerine gidiyorsa, şimdi de Ali gidiyor. İstanbul da koleksiyon kadar sonsuz... Ne var ki, iş orada kalmıyor. Apartmanın diğer sakinleri hem deprem endişesi yüzünden, hem de maddi değeri daha yüksek bir eve sahip olma hırsıyla, binayı yıkmaya karar veriyorlar. Yeni bir ev yapılacak, insanlar kendilerini güvende hissedecek. Mithat Bey, koleksiyonunu, Ali ise işini ve evini kaybetme tahlikesiyle karşı karşıya. Artık kaderleri ve düşmanları ortak, hayatları da büsbütün içiçe geçmiş durumda.

Pelin Esmer, bu kurmaca filmde de amcası Mithat Bey’i tercih etmiş. Doğrusu Mithat Bey, yaşına, kendi rutininin bozulmasına ve oyuncu olmayışına rağmen, gayet rahat görünüyor. Belki de filmin büyük bölümü evde, koleksiyonu ile birlikte geçtiği içindir. Belli ki, kapıcıyı oynayan Nejat İşler ile de anlaşmışlar. Gene belli ki, Esmer, taraflar arasında tarafsız kalmış, neredeyse. Apartman sakinlerine karşı tavır almıyor. Hatta bir söyleşide, onların da “kendi yaşam tercihleri açısından geçerli sebepleri” olduğundan söz etmiş. Doğrusu ben bu kadar hoşgörülü değilim. Her ne kadar, Mithat Bey’in zor bir komşu olacağını kabul etsem de, apartmanın diğer sakinlerine, maddi hırs peşine düşmüş, anlayışsız ödlekler gözüyle bakıyorum.

Severek izlediğim “11 e 10 Kala” konusunda tek bir itirazım var. Nejat İşler’in iyi oyununa rağmen, Ali’nin çevresinde dönen olay örgüsünü biraz yapay buluyorum. Onun, kafasını işten alamazken, bütün gün Mithat bey için dışarıda koşturması da pek inanılır gibi değil. Ama önemi de yok. Ana karakter bence öyle cazip ki, geri kalanla pek ilgilenmedim. O koleksiyona, yer yer içim daralsa da, hayran kaldım. Unutulmaz kütüphanelerin olduğu pek çok film vardır ama ben en fazla Roman Polanski’nin “From Hell”indeki kütüphanenin, nadir kitapların etkisinde kalmıştım. Sanırım, Mithat beyin koleksiyonunu da kolay kolay unutamayacağım.


Sevin Okyay / sinema.ekolay

Filmle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız!



YORUM YAZ
Arkadaşınla Paylaş
Hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan olabilmek için "yorumla" butonunu tıklayınız.
856