Kampüste Çıplak Ayaklar - ekolay > Sinema

SEANSLAR
Kampüste Çıplak Ayaklar
Kampüste Çıplak Ayaklar

Yavuz Sezer/ sinema.ekolay 05.10.2009

Ortalama 4 puan

Bu film neyi anlatıyor.. Ve bu anlatmak istediklerini anlatabilmiş mi...


Filmle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız!

Filmlere kritik yazarken, Türk filmleri için ayrı bir özen göstermeye çalışıyorum...
Fakat sıcak suyla çelik cezvede yapılan kahveyi de ağız tadım kabul etmiyor...
Oda sıcaklığındaki suyla bakır cezvede ağır ağır kaynatılarak yapılan kahve ise, yıllar boyu ağzımın tadı...

Cansel Elçin’in bu ilk deneyiminde onu kırmak istemem. Kampüste Çıplak Ayaklar’ın senaryosunu yazan yönetmen Cansel Elçin ve Meltem İnan, yazım aşamasının sonunda senaryonun tam olarak oturmadığını görememişler.

Öncelikle şunu sormak gerekiyor...
Bu film neyi anlatıyor.. Ve bu anlatmak istediklerini anlatabilmiş mi...

Türk sinemasının senaryodan doğan çözümsüzlüğü; filmin içine pek çok unsuru sokarak, çözülecekmiş gibi bir düşünceyle, işleri mahvediliyor.

Bir üniversite kampüsünde geçen film, sanki birkaç kamera bir yerlere yerleştirilmiş ve onların çektikleriyle kurgulanmış. Bu akış içinde işi renklendirmek için ve anlatmak istediği Hint mitolojisinden göndermeler yaparak, üniversite gençliğinin sorunlarını çözmek.

Bana sorarsanız, henüz Hint felsefesi tam olarak çözülmüş değil. Onu anlamak için tek başına Hint felsefesini anlamaya çalışmak yetmez. Hint felsefesinin etkilendiği bütün bir doğu felsefesini de kavramak ve anlamaya çalışmak gerek...

Yani bu işler bu kadar kolay değil...!
Ben yaptım olduyla da olmuyor...

Filmin konu anlatımları yüzeysel kalmış. Filme ilişkin yapımcısı tarafından verilen bilgilerde konu anlatımıyla, filmdeki konu anlatımı örtüşmüyor. Örneğin; başrolde oynayan “ Ezgi Asaroğlu [Deniz] İstanbul’da bir üniversitede okuyan bir genç kızdır. Hayal ettiği bölümde değil, ailesinin ve çevresinin gelecek kaygısıyla yönlendirildiği bölümde istemeyerek okumaktadır. Asıl isteği, film çekmek ve yönetmen olmaktır.” Deniyor.

Çevre baskısıyla başka bölümde okuduğunu filmde anlayamıyoruz. Çevre baskısıyla film çektiğini anlıyoruz. Filmde anlatılan bu... Yazanların filmi bir kez daha bu gözle seyretmelerinde yarar var.

Yapımcısı Kiproko filmin [yapımcı adı olmadığı için şirket adı kullanmak zorunda kaldım] de asıl bu işleri düşünmesi lazım. Çünkü bu ve buna benzer filmlerin Türk sineması için iyi örnek oluşturmamalarının yanı sıra, çok daha önemli olan; “Türk filmleri iyi olmaz” gibi eski bir düşünceyi tam yıkmaya çalışırken, bu tür kötü örnekler Türk sinemasının yolunu kesebilir.
Bu düşüncem bu filmle sınırlı değil.. Yeri geldikçe diğer örnekleri aktarırken de adlarını belirtirim. Bütçeleri böyle harcarsanız ve dolayısıyla size kâr olarak dönmezse, yeni filmleri nasıl yapacaksınız.

Hepimiz aynı gemideyiz aslında. Ama dost acı söyler...

Son olarak Cansel Elçin’e şunu söylemeliyim; Lütfen önce oyunculuğunuzu oturtun...
Yönetmek çok başka bir iştir sizin de bildiğiniz gibi. Filmin içinde sizin dışınızdaki oyuncuların yönetilmediğini de söylemek ağır olacak ama görünen o.

Yılların deneyimiyle, rolleri çok kısa olmasına rağmen Aliye Uzunatağan ve Altan Erkekli profesyonelce işlerini kotarmışlar...

Sinema diline gelince, kamera açıları ve ölçekler tek düze nerdeyse. Halbuki yönetmenin bu unsurları kullanışı onun üslubunu ortaya koyar..

Bir sahne var ki, onun seyirci kopyalarından hemen çıkarılması gerek...
Finale doğru, teyze ve enişte Deniz’e bir şeyler anlatır.

Teyze, kocasının Şiva’yı telefonla aradığını anlatırken; görüntüde, elinde cep telefonu, bir apartman altında enişte resmi...

Yok böyle bir şey kardeşler...

Bunlar yıllar evvel TRT müzik filmlerinde gördüğümüz çalışmaları çağrıştırıyor...
Kuşun kanadını yolmayalım ama kuş da uçmasını öğrenmeden yuvadan uçarsa, aşağı düştüğünde ne olur... Yaşamı izleyen herkes bilir...

Öğrencilerime söylediğim klişe bir sözüm vardır; Sonbaharda dalında kuruyup, esen rüzgara dayanamayıp düşen bir yaprağı izlemediyseniz eğer, hüznün filmini yapamazsınız...

Yavuz Sezer/ sinema.ekolay

Filmle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız!



YORUM YAZ
Arkadaşınla Paylaş
Yorumlar (4)
  • eceli87 Tarih:11.10.2009 20:25:21

    filmi gecen hafta izleme sansı yakaladım aslında cok güzel diyemiyecegim cunku konular birbirinden bagımsızlı cansel elçin sadece birkaç sahnede vardı ben bir cansel elçin hayranı olarak uzuldum bundan acıkcası cansel elçin genellikle genc oyunculara öncelik tanımıs bende daha iyi olabilirdi film.

    Katılıyorum Katılmıyorum -3
    %20 %80
    Bu yorum ekolay'a uygun değil

  • tonighttonight Tarih:08.10.2009 18:37:15

    hiç sıkılmadan sonuna kadar izledim.

    Katılıyorum Katılmıyorum +1
    %67 %33
    Bu yorum ekolay'a uygun değil

  • caner k. Tarih:07.10.2009 11:50:27

    Oyunculuğunu çok beğeniyoruz ama filmi henüz izlemedim.

    Katılıyorum Katılmıyorum +6
    %88 %12
    Bu yorum ekolay'a uygun değil

  • Taner Aksoy Tarih:05.10.2009 18:36:47

    Sevgili ağabeyim. Tesadüfen ikinci bahar' da bir bölüm izlemiştim. Bu vatandaş yani Cansel bey; bıraksın oyunculuğu ve yönetmenliği öğrenmeye çalışsın.Filmi izlemediğim için bir şey diyemeyeceğim. Ama oyunculuğu tam bir felaket.Bilginize

    Katılıyorum Katılmıyorum -11
    %8 %92
    Bu yorum ekolay'a uygun değil

1 
2472