Türk filmleri sinema salonlarını neden bu kez dolduramadı? - ekolay > Sinema

SEANSLAR
Türk filmleri sinema salonlarını neden bu kez dolduramadı?
Türk filmleri sinema salonlarını neden bu kez dolduramadı?

Hakan Sonok/ sinema.ekolay 08.10.2009

Ortalama 5 puan

Türk filmlerinin son bir ayda sinema salonlarını neden bu kez dolduramadığını anlamayı deneyeceğiz...


Bu yıl, “Recep İvedik 2” filmi 4 milyon 330 bin, "Güneşi Gördüm" de 2 milyon 491 bin kişi tarafından Türkiye sinemalarında izlenerek pek çok sinema salonunun kapanmasına engel oldu.

Türk film yapımcıları, 2009’da sadece iki Türk filmi “Güneşi Gördüm” ve “Recep İvedik 2” bir milyonu aşkın seyirci bulmasına rağmen, aralarında anlaşmışçasına,ortak bir karar almışçasına, tarihte eşi benzeri az görülen bir film üretim toplamına imza attı. Ancak ilk izlenimler ve son bir ayın seyirci rakamları,sinemaseverlerin bu film bolluğuna, enflasyonuna karşı –en azından şimdilik – son derece mesafeli olduğunu gösteriyor.Bu yazımızda Türk filmlerinin son bir ayda sinema salonlarını neden bu kez dolduramadığını anlamayı deneyeceğiz.

Son 17 günde 9 Türk filmi sinemaseverlerimizin ilgisine sunuldu. 4 Eylül’den bu yana gösterime çıkarılan yerli filmlerin (yapımların) sayısı 11’e ulaştı. Bu filmler 817 kopyayla şu ana kadar 300 bin kişiye bileulaşamadı.

Sinemaseverler son yerli film dalgasına kayıtsız kalarak, bundan uzak durarak, sinema salonlarına gitmek için evlerinden çıkmadı.

4 Eylül’den bu yana adeta yerli filme boğulduk, yerli film bombardımanına tutulduk. Koskoca bir yaz boyunca tek bir yeni Türk filmi gösterime girmezken, 18 Eylül’de dört film, 2 Ekim’de üç Türk filmi hatırımızı sordu.23 Ekim, 6 Kasım ve 11 Aralık’ta üçer, 18 Aralık’ta beş yerli yapım gösterilmeye başlanacak.

9 Ekimde “Uzak İhtimal” ve “Mazi Yarası”, 16 Ekim’de “Nefes”, 23 Ekim’de “Melekler ve Kumarbazlar”, “Kanal-İ-zasyon” ve “İki Dil Bir Bavul”un da eklenmesiyle Türk filmi sağnağı devam edecek.

29 Ekim’de “Kolpaçino”, 30 Ekim’de “Konak”, 6 Kasım’da “İncir Çekirdeği”, “Aşk Geliyorum Demez” ve “Kıskanmak”, 13 Kasım’da “Köprüdekiler” ve “Beş Şehir”, 20 Kasım’da “Yedi Kocalı Hürmüz” ve “Kurtlar Vadisi: Gladio” bunlara eklenecek.
27 Kasım’da “Neşeli Hayat” ile “Türkler Çıldırmış Olmalı: Görev Afrika”, 4 Aralık’ta “Adını Sen Koy” ile “Abimm!”, 11 Aralık’ta “No Ofsayt”, “Das Borak” ve “Gecenin Kanatları”, 18 Aralık’ta “Acı Aşk”, “Rina”, “Süpürrr!”, “Kutu” ve “Başka Dilde Aşk”, 25 Aralık’ta “Orada” ve “Dabbe 2” seyirci karşına çıkarılacak.

“Bornova Bornova” Kasım’da, ”Vaviyen” ve “Ada”ysa Aralık’ta vizyon tarihi bulabilir.
Yani 4 Eylül-25 Aralık arasında en az 43 yeni yerli sinema yapımı seyirci sınavına çıkmış olacak.Bu sayıya her an yeni ekler yapılabilir.
4 Eylül’den bugüne kadar gösterime çıkan 11 filmin sinema seyircilerinin ilgisini çekemediğini söylemek gerekiyor.Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi’nin raporlarından aldığımız aşağıdaki rakamlar bunu açıkça gösteriyor.

* “Sonsuz”un 201 kopyasını 17 günde 91 bin kişi izlemiş.

* “Karanlıktakiler”in 149 kopyasını 3 günde 34 bin kişi izlemiş.

* “Sizi Seviyorum”un 142 kopyasını 17 günde 87 bin kişi izlemiş.

* “Kanımdaki Barut”un 66 kopyasını 17 günde 24 bin kişi izlemiş.

* “Zeytinin Hayali”nin 60 kopyasını 31 günde 4 bin kişi izlemiş.

* “Kampüste Çıplak Ayaklar”ın 55 kopyasını 3 günde 5 bin kişi izlemiş.

* “Çıngıraklı Top”un 45 kopyasını 17 günde 11 bin kişi izlemiş.

* “Sarı Saten: Günahkarların Aşkı”nın 40 kopyasını 10 günde 4 bin kişi izlemiş.

* “11’e 10 Kala”nın 30 kopyasını 10 günde 6 bin kişi izlemiş.

* “Acı”nın 25 kopyasını 3 günde sadece bin kişi izlemiş.

* “Hayatın Tuzu”nun 4 kopyasını 31 günde sadece bin kişi izlemiş.

Bu düşük seyirci sayılarından bazı mesajlar çıkarılabilir, diye düşünüyoruz.İşte bu mesajlardan bazıları:

* Seyircinin bu kadar çok filme ayırabilecek parası da, zamanı da yok.

* Filmler genel olarak son derece iç karartıcı ve kasvetli. İç açıcı olanı ve yaşam sevinci vereni ne yazık ki pek yok.Kimse de sinemadan daha mutsuz, daha bunalmış, canı daha da sıkılmış olarak ayrılmak istemiyor.

* Filmlerin çoğu herhangi bir televizyon dizisinin bir bölümünden daha kaliteli değil.

* Bilet fiyatları çok yüksek.

* Filmlerin hiçbiri kitlesel ilgi toplamış, popüler kültüre malolmuş herhangi bir esere (çok satan bir roman,bilgisayar oyunu,çok izlenen bir TV dizisi, sahne oyunu) sırtını dayamıyor.

* Özellikle çocuğu/çocukları olan sinemaseverlerin okul harcamalarından dolayı, aile bütçesinde sinemaya ayırabilecek parası kısıtlı ya da yok.

* İnsanlar ekonomik kriz ve ekonomik daralma sonucunda giderek temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek maddi imkanlardan bile yoksun kalırken, kültür ve eğlence harcamaları ilk vazgeçilenler oluyor.

* Fısıltı gazetesi bu kez gösterime giren yeni yerli filmlerin lehine çalışmadı.Bu filmlere gidenler sinemadan gayri memnun, memnuniyetsiz çıktı ve yakınlarına bunları tavsiye etmedi.Filmler kısaca ciddi bir düş kırıklığı yaşattı.

* Evinde sinemalarda gösterime giren filmlerden çok daha kaliteli filmlerden oluşan koleksiyonlara sahip sinemaseverlerin sayısı her geçen gün artıyor. Pek çoğunun da satın aldığı ancak bir türlü zaman bulup izleyemediği pek çok DVD’si bulunuyor. Sinefiller artık evlerinde sinematek oluşturuyor. Sinematek’in sadece Taksim Sıraselviler’de bulunduğu dönemler çok gerilerde kaldı.Artık on binlerce insan evlerinde kendi sinemateklerini oluşturdu. Şifreli kanalların sunduğu çok cazip seçenekler de sinefilleri sinemadan uzak tutuyor.

* Beğeni çıtaları çok yükseldi.Pek çok yerli filmin fragmanı ya da afişleri bile sinemaseverleri o filmlerden uzak tutmaya yetiyor.

* Sinemaseverlerin film üreticilerinden ne tür filmler istediğine ilişkin yapılmış bilimsel araştırmalar yok.Test gösterimleri geleneği de bulunmuyor.Film üreticileri körün fili tarifi gibi, sadece yüksek ya da düşük bilet kesen filmlere bakarak seyircinin ne istediğini, ne istemediğini anlamaya, bulmaya, çıkarmaya ve tahmin etmeye çalışıyor.

* Kültür Bakanlığı’ndan ya da festival ödüllerinden gelen parayla çekilen filmler adeta yaratıcılarının kendi kendini tatmini için yapılıyor.Seyirci gözetilmiyor.Seyircinin ilgi alanları pek çok yönetmenin umurunda değil.

* Çoğu filmin yönetmeni ve senaryo yazarı, aynı zamanda filminin yapımcısı ya da ortak yapımcısı olduğundan,üretim sürecinde, gerçek anlamda bir kontrol mekanizması işlemiyor.Hem yapımcı, hem yönetmen olanlar filmlerine dışarıdan bir gözle bakamıyorlar.Bakmayı başaramıyorlar.Çok kişisel referansları olan, yaratıcısından başkasını ilgilendirmeyen yığınla film üretiliyor.”Biz yaptık oldu!” düşüncesi hakimiyet kazandı.

* Film üretiminde sadece ve sadece yapımcılık yapan, başka herhangi bir işe bulaşmayan insanlar çok daha sağlıklı kararlar verebiliyordu.Artık onlar ne yazık ki yok ya da sayıca pek azlar.

* Cem Yılmaz, Kenan İmirzalıoğlu, Şahan Gökbakar, Yılmaz Erdoğan gibi yıldızların ve “Kurtlar Vadisi”, “Recep İvedik” gibi markaların, “blockbuster”olarak tanımlanan yeni sinema filmleri Kasım 2009 sonlarından başlayarak piyasaya sürülecek.Şener Şen’in yeni filmi yok.Seyirci onları bekliyor.

Liste uzatılabilir…

Bu yazıyı okuyanların son yerli film dalgasından uzak durmalarının nedenlerini yorum yazarak paylaşmalarını dilerim.

Hakan Sonok/ sinema.ekolay



YORUM YAZ
Arkadaşınla Paylaş
Yorumlar (2)
  • kadtin Tarih:18.10.2009 15:32:36

    ya hepsini bir kenara atalımda şu diziler resmen sinemanın içine etti.bugün izlediğim tek bir dizi bile yok inanın.adamlarda artık dizi göre göre yaptıkları filmlerin birçoğu sanki dizi gibi bir hava veriyor ve bir d eşu yöne bakarsak belki de kriz iyice vurdu bilemeyiz.

    Katılıyorum Katılmıyorum +2
    %100 %0
    Bu yorum ekolay'a uygun değil

  • saracl Tarih:08.10.2009 23:18:29

    ya arkadaşlar dizi çeker gibi 90 dakkayı buldummu film diye sinemalara yolluyolar kalitesiz birçok çekim var bunlar türk sinemasına ilgi gösteren izleyicilere hainlik onların paralarını alma felsefesine dönüşüyo

    Katılıyorum Katılmıyorum +3
    %100 %0
    Bu yorum ekolay'a uygun değil

Yorumcu listesi
1 
1127