Ölümcül Tuzak - ekolay > Sinema

SEANSLAR
Ölümcül Tuzak
Ölümcül Tuzak

Sevin Okyay/ sinema.ekolay 12.10.2009

Ortalama 4 puan

Hem aksiyonuna son derece hakimdir, hem de hikâyesini inanılır kılacak ayrıntılar...


Filmle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız!

Bu sefer size geçen haftanın filmlerinden birini yazıyorum. Çünkü bazen insan seçim yapmakta zorlanıyor. Geçen hafta “Son Veda / Okuribito”yu, ya da Oscar törenindeki İngilizce adıyla “Departures”ı es geçemedim. Ama aynı gün gösterime en çok sevdiğim yönetmenlerden birinin de bir filmi girmişti: “Hurt Locker / Ölümcül Tuzak”. Yönetmen ise, Kathryn Bigelow. Tek başına yönettiği ilk film olan “Near Dark”tan beri yaptığı hemen hemen her şeyi (arada görmediğim bir kliple oynadığı bir reklam var) izlediğim Bigelow, aksiyon türünün en iyi yönetmenlerindendir. Hem aksiyonuna son derece hakimdir, hem de hikâyesini inanılır kılacak ayrıntıları asla ihmal etmez. Kendine özgü bir görsel üslubu ve daima söyleyecek bir lafı vardır. Kendisinin 1989 ile 1991 arasında James Cameron’la evli kalmış olması da, zarif bir hanım olmakla birlikte (‘artist’ kadar güzeldir) bu tecrübe sayesinde, filmlerinin çekiminde karşılaşacağı her türlü eza-cefaya onu rahatça hazırlamıştır diye düşünüyoruz.

İlk kez Venedik Film Festivali’nde seyirci karşısına çıkan son filmi “Ölümcül Tuzak”ı çekerken de belli ki Ürdün çöllerinde gene eziyet çekmiş. Irak’taki bir Amerikalı bomba imha timinin, özellikle de içlerinden William James’in üzerine kurulu olan film, Irak işgali ve savaşıyla ilintili filmlerin içinde istisnasız en iyisi. Hatta Irak üzerine yapılmış tek savaş filmi bile diyebiliriz. Çünkü başka herhangi bir şeyle uğraşmadan, taraf tutmadan, bir şey kanıtlamaya çalışmadan sadece savaşı, savaşmanın nasıl bir şey olduğunu, insana neler yaptığını anlatıyor. Bravo Birliği’nin askerlerine herkes muhtemel bir düşman gibi geliyor. Şüpheli her cisim de patladı patlayacak bir bomba. Ekip çalışması ise, uzmanın kendisi de çok önemli bir unsur olsa bile, her şey demek. Uzunca bir sekansta uzman James (Jeremy Renner) ile ekip arkadaşları (Mackie ve Geraghty) düşmanla bir uzun menzilli ateş etme yarışına girdiğinde, bu durum daha da belli oluyor. “In the Valley of Elah”ın hikâyesinde Paul Haggis ile işbirliği yapmış olan Mark Boal’un sağlam senaryosu da filmin inanılırlığına katkıda bulunuyor. “Ölümcül Tuzak”, Boal’ın Irak’ta muhabir olarak çalışırken yaptığı haberlerden kaynaklanıyor.

Herkesin aklı, görev süresini tamamlayıp eve dönmekte. Bigelow, zaman zaman eve gitmelerine kaç gün kaldığını da belirterek, filmi günlere bölüyor. “Ölümcül Tuzak”ın başlangıcında, Bravo Birliği üyelerinin eve dönmesine 38 gün var. Birliğin ikinci ve asıl bomba tahrip uzmanı için ise (ilki Guy Pierce’di), “savaş, bir uyuşturucu”. Renner’ın adrenalin müptelâsı James’i fazla konuşmuyor, kendinden hiç söz etmiyor. Özel hayatına ilişkin tek ipucumuz, evine ettiği bir telefon ki, onu da hiç konuşmadan kapatıyor. Sadece, karmaşık bombaların sırrını çözmekten farklı bir zevk alarak, bu uğurda hayatını bile (ve başkalarının hayatını) belki de farkına bile varmadan sürekli tehlikeye atarak, günden güne ilerliyor. Bombalar, kablolar, karmaşık donanımlar onun için bilmeceden farksızmış duygusuna kapılıyorsunuz. Bigelow bize birinci sınıf bir savaş filmi sunarken, ser verip sır vermeyen karakterini de tanıtıyor.

Bu vesileyle, kendini de tanıtmış oluyor. Çünkü “Ölümcül Tuzak” her haliyle bir Kathryn Bigelow filmi. James, yönetmenin başka filmlerinde de gördüğümüz türden, tehlikenin sınırında gezinen bir insan. Onun bu karakter, filmin heyecan düzeyini arttırmaya katkıda bulunuyor. Bigelow, filminin her sahnesinde teknik ustalığını konuşturmuş. Bu ustalık, hem hikâyesini soluk kesici bir gerilimle kotarırken, hem de karakterlerine can vermesini kolaylaştırıyor. Belli ki bunlar Mark Boal’un orada görüp tanıdığı insanlardan esinlenerek yaratılmış, çünkü hepsi hakiki karakterler (belki pskiyatr hariç, o biraz fazla abartılı). Ama onlara duyarlılık kazandıran, onları yaşatan da yönetmenin becerisi. İster “Near Dark”ın vampirleri, ister “Point Blank”in havalı sörfçüleri ya da geçen yüzyılın son ve tuhaf günlerindeki bir komplo üzerine kurulu “Strange Days”in karakterleri olsun, Bigelow hepsini hafızamızda uzun süre yaşatan niteliklerle beziyor.

Oyuncuların da bu konuda hayli destek gördüğünü söyleyelim. James’ten önceki bomba imha uzmanını oynayan Guy Pearce ve yönetmenle “Strange Days”de de birlikte çalışmış olan, Ekip Başı rolündeki Ralp Fiennes’i de unutmuyoruz ama bu film öncelikle James’e can veren Jeremy Renner’in, ama aynı zamanda disiplinli JT Sanborn’daki Anthony Mackie ile kendi halindeki Owen Eldridge’ı oynayan Brian Geraghty’nin filmleri. Renner ve Mackie, meslek hayatlarının belki de en iyi performanslarını sunuyorlar. Bu arada, David Morse da Albay Reed’i oynuyor. Yani Bigelow’un star oyuncuları da var ki, bu düzeyde starları hep olmuştur. Ne var ki filmi ne onların, ne onlar kadar tanınmış olmayan genç aktörlerin filmi. Sinema tarihinin en iyi savaş filmlerinden biri olan, bizi biraz da “Full Metal Jacket”ın sıradan fanilerce anlaşılmayan aşırılıklarına çeken “Ölümcül Tuzak”, daha önce de dediğimiz gibi bir Kathryn Bigelow filmi. Yönetmen, onu konu alan yeni çıkmış bir kitabın adını hak ediyor doğrusu: “The Cinema of Kathryn Bigelow – Hollywood Transgressor”. Bu zarif, güzel ve sakin hanım, bir zanaatkârın maddi ustalığına sahip bu yönetmen, gerçekten de Hollywood’un sınırlarını aşmayı başaran bir sinemacı.

Sevin Okyay/ sinema.ekolay


Filmle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız!



YORUM YAZ
Arkadaşınla Paylaş
Hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan olabilmek için "yorumla" butonunu tıklayınız.
837